Lithium's ... RSS

melancholy

Archive

Jul
25th
Wed
permalink

(Source: nowalkman)

May
29th
Sun
permalink
May
17th
Tue
permalink
Mar
14th
Mon
permalink

mayoneziseverim:

İnsanlar kendilerini anlatmaktan nasıl oluyor da hiç yorulmuyorlar, anlayamıyorum.

Başkasının yaptığı müziklerin, salt dinleyicisi oldukları için cool sayılıyorlar. Başkasının yazdığı şiirleri, kitapları okudukları için. Başka bir insanın çektiği filmi ‘sadece’ izledikleri için. Başka insanların tasarladıkları kıyafetleri giydikleri için. Ne tuhaf. Kimse hiçbir şey yapmıyor, ama başkalarının yaptığı ne varsa nemalanıp entelektüel sayılıyor, sonra da ne kadar çok ortak noktamız var deyip, kendileri gibi olan diğerleriyle sevişiyorlar. 

Bir konu hakkında sohbet dönerken ‘Freud şöyle demiş, Nietzsche böyle yapmış, Shakespeare bu açıdan yaklaşmış’ diye -durmadan- bilmişlik taslayan adam. Allah aşkına! Senin kendi düşüncelerin, fikirlerin, duyguların nerede?

Duyuyorum ara ara, ortada dönen belli başlı isimler var. Yine birileri çıkıp nemalanıyor, ‘okumadım’ cevabını duyduklarında ‘nasıl okumazsın!’ diye şaşırıyorlar. 

Sen sevişebilmenin, -çevrene göre şekillenen en kolay yolunu kitaplarda buldun diye- ben o kitabı neden okumak zorunda kalıyorum? 

Ben sadece yazmayı seviyorumdur belki de? 

‘Şu grubu nasıl bilmezsin ya’ diye şaşırıyorsun ya hani, belki benim ilgimi sadece müzik çekiyordur. İsimler üzerinde durmuyorumdur. 

Sen bir tablo hakkında ‘soyut ekspresyonizmin bilmem nesi, hmm çok başarılı, ressam bu eserinde şunu şunu anlatmış’ diye -aklınca- yorumlar yaparken, ben resme baktığımda sadece renklerde kayboluyorumdur. Perspektif seviyorumdur. 

Hani farklı olma çabasıyla içinde boğulduğunuz ‘aynı’larınız beni ilgilendirmiyordur. Ne dersin?

Ya da peçetelere ilgi duyuyorumdur, ağaçlara, ne bileyim; halılara merakım vardır. Ayak tırnaklarına. Olamaz mı?

Sen, bir kitabı okumadığım için beni ayıplayan. Ben sana origamiyle ilgili bir şey söylediğimde  ’origamiyi ne bileyim abi ben’ deme ve hor görülmeme hakkını nasıl buluyorsun o halde kendinde? Ben de ona şaşırıyorumdur belki. 

Hayatımın hiçbir döneminde bir şarkı, grup, kitap, yazar, ressam vb. adı bildiği yahut sevdiği için kimseden etkilenmedim.

Ama bulutları düşünen, guaj boya koklamaktan hoşlanan, saç kesebilen, şu an aklıma gelmeyen -ve sizlerin bir hayli boş, saçma bulacağı- birçok ayrıntıyla ilgilenen insanlara karşı her zaman hayranlık duydum.

Demem o ki, fazla takılmayın böyle şeylere. 

Bakın; dünyada böyle de güzel cover’lar var. Tadını çıkarın. Amıklar.

(Source: ebruvatansever)

Dec
23rd
Thu
permalink